Nürnberg'te yaşayan iki kadın ve onların Türkiye‘den misafiri bir kadın daha, etti üç!
Biraz sohbet ettiğimizde onların dünyalarını oluşturan bir çok şey; barış içinde bir dünya
annelik duygularıyla hümanist bir duygu ve onun pratik yansıması arzular! Hepsi olması mümkün fakat bu günkü şu ortamda Ütopya gibi birşey.
Onlar; savaş ve ölümlere anlam veremiyor! Daha doğrusu bu kurulu bir vahşet diyorlar, bunu organize eden başta erkekler ve egemenler saptamasını paylaşıyorlar. Türkiye‘den misafir olan ve dördüncü kez Nürnberg‘e gelen Nesrin Terzioğlu (Eğitimci) hanım; burdaki yaşamı biraz daha derli toplu bulsa bile, yinede eksikler saptıyor, burada da eksiklerin olduğu hele hele göçmenlerde gördüğü bir çok göçmenlik sorunları, yaşam zorluğu, özellikle kadınların eşitsiz hayat koşulları vs.
Son gelişinde bir parça mutlu olduğunu belirten Nesrin hanım özellikle başkosolos
Ece Öztürk Çil hanımla tanışması hatta tesadüfen 'Güzel konuşma' müsabakasına
Nesrin hanımın da jüri olarak katılımı ve teşekkür belgesi almasının onu mutlu ettiğini belirtiyordu.
Aysel Çelikkaya ise hem burada çalışmak hem de Türkiye‘de bir yaşam düşlemenin
fakat buna sahip olmak için birinden birini tercih etmek gerekiyordu, bende Türkiye‘yi tercih ediyorum zor olduğunu bile bile yinede dönmeyi planladım‘ diyor. Gerek dil zorluğu,
gerek bana göre soğuk bir ruh hali olan buradaki yaşam 'Bana bir türlü burayı sevdiremedi! derken 'Eğer bu şekilde ömür boyu sürecekse bunu istemiyorum, dönerim daha iyi' tercihini yaptı.
Üçüncüsü Bese hanım, o henüz hayatın başlangıcında burada yetişmiş bir bayan.
Diğerlerinden biraz farklı gibi olsa da o da 'Kadın olarak bir çok konuda mesela iş
eşitliği, yaşama koşulları açısından kadın olmanın dezavantajlarını onlarla paylaşıyor,
iş alanları genelde erkekler için daha ziyade kaba kuvvete dayalı iş verimi! Hayatın büyük bir kısmı futbol barbarlığıyla zaptedilmiş! çok az bir kısmı ise yaşamaya müsait. Onu da imkanı olanlara tahsis etmişler' diyor.
|