Almanya’da yapılan araÅŸtırma “aşırı saÄŸcı” fikirlerin yükseliÅŸte olduÄŸuna iÅŸaret ederken, uzmanlara göre bu eÄŸilim temel demokratik deÄŸerleri tehdit ediyor.
Almanya’da Friedrich Ebert Vakfının desteÄŸiyle yapılan “Merkez AraÅŸtırması”, “bir zamanlar radikal gruplara indirgenen aşırı saÄŸcı fikirlerin” Almanya’da gittikçe “ana akım” içinde de benimsendiÄŸini ortaya koyarken uzmanlar, bu eÄŸilimin temel demokratik deÄŸerleri tehdit ettiÄŸi konusunda uyarıyor.
AraÅŸtırmanın sonuçları, kendilerini “ana akım” olarak gören her beÅŸ Alman‘dan birinin, artık “aşırı saÄŸ ideolojiyle” ilgili ifadeleri açıkça reddetmediÄŸini ortaya koyuyor.
Göçmenlere karşı “ön yargı, stereotipleÅŸtirme ve ayrımcılığın” arttığını ortaya koyan araÅŸtırmada ayrıca, demokratik kurumlara duyulan güvenin “belirgin biçimde azaldığı ve otoriter çözümlere olan sempatinin arttığı”na iÅŸaret ediliyor.
Araştırmanın yazarlarından Andreas Zick ve Beate Kupper, araştırmanın sonucunu AA muhabirine değerlendirdi.
“Agresif milliyetçilik ve ÅŸovenizme verilen” desteÄŸin yüzde 20’ye çıktığını belirten Zick, aşırı saÄŸ ideolojinin temel inançlarından biri olan “Alman kimliÄŸinin kan ve soya dayandığı düşüncesinin” ise bilinen aşırılıkçı çevrelerin ötesinde de destek bulmaya baÅŸladığı deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Zick, “Demokratik merkez olarak tanımladığımız toplumun merkezinde, aşırı saÄŸcı görsellerin, görüntülerin ve dünya görüşlerinin giderek daha fazla paylaşıldığını açıkça görüyoruz.” ifadesini kullandı.
“Demokratik sistem güven kaybediyor”
Almanya demokrasisinin “giderek derinleÅŸen güven kriziyle karşı karşıya olduÄŸu” deÄŸerlendirmesini yapan araÅŸtırmacılar, demokratik kurumlara olan genel güvensizliÄŸin 2020-2021’de yüzde 14,3’ten, 2024-2025’te yüzde 21,5’e yükseldiÄŸini belirtti.
Seçimlere dair güvenini kaybedenlerin oranının yüzde 5,8’den yüzde 18,2 seviyesine çıktığını ortaya koyan araÅŸtırmacılardan Kupper, “İstatistiksel olarak da görülebileceÄŸi gibi, demokrasiye güvenmeyenler anti-demokratik önerilere daha açık oluyor.” dedi.
Kupper, artan yabancılaşmanın sebebinin, politika başarısızlıklarından kaynaklanan hayal kırıklığı, siyasi elitlerin sıradan vatandaşları görmezden geldiği inancı ve hızlı çözümler vadeden popülist söylemlerin cazibesi olduğu yorumunda bulundu.
Genç Almanlar arasında “yabancı düşmanlığı” öne çıkıyor
En tedirgin edici deÄŸiÅŸiklik ise genç kuÅŸaklar arasında görülüyor. Çalışmaya göre, 18-34 yaÅŸ arası katılımcıların yüzde 12,5’i “yabancı düşmanı” görüşleri benimsiyor. Bu oran 35-64 yaÅŸ aralığındaki yüzde 5,9’un iki katından fazla.
Zick, okulların kapanmasını, ekonomik güvensizliği ve mevcut konut sıkıntılarını işaret ederek, gençlerin Kovid-19 salgını ve krizlerden etkilendiğini, ana akım siyasetçiler tarafından duyulmadıklarını belirtti.
Sanal alemdeki propagandalara da deÄŸinen Zick, “Almanya’daki birçok araÅŸtırmada gözlemlediÄŸimiz ÅŸey, siyasi tutumların genç kuÅŸaklarda sosyal medya tarafından ÅŸekillendirildiÄŸi ve aşırı saÄŸcılar ile popülizmin sosyal medyaya ve siyasi mesajlara çok yatırım yaptığı oldu.” diye konuÅŸtu.
Åžubat’taki seçimlerde aşırı saÄŸcı AfD yüzde 20,8 oy almıştı.
“Nüfusun üçte ikisi aşırı saÄŸcılığın artışından korkuyor”
Dezenformasyon, göçmen karşıtı söylemler ve siyasi memnuniyetsizliÄŸin birleÅŸimi birçok Almanın AfD’ye yönelik görüşünü deÄŸiÅŸtirdi.
Kupper, önceki yıllara kıyasla bir artışla halkın yüzde 30’unun, AfD’nin diÄŸer partiler gibi olduÄŸunu söylediÄŸini belirterek “Aynı zamanda nüfusun üçte ikisinin aşırı saÄŸcılığın artışından gerçekten korktuÄŸunu görüyoruz.” dedi.
Muhafazakar partileri, AfD ile iÅŸbirliÄŸi yapmaması konusunda uyaran Kupper, bu adımın AfD’yi daha da meÅŸrulaÅŸtıracağına dikkati çekti.
Kupper, diğer Avrupa ülkelerindeki deneyimlerin, aşırı sağ partilerin siyasi ortak olarak kabul edildiklerinde ılımlılaşmadığını kanıtladığını tam tersine ana akım ortakların çoğunlukla sağa kaydıklarını vurguladı.
Alman tarihinin unutulmaması gerektiÄŸini dile getiren Kupper, “SaÄŸcı aşırılığın farkında olmalı, bunu demokrasi ve toplum için ciddi bir tehdit olarak görmeliyiz.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.
Kupper, “Avrupa’daki parti manzarasına baktığımızda, aşırı saÄŸcılarla el ele yürümek iyi bir fikir deÄŸil.” yorumunu yaptı.
Almanya’nın iç istihbarat kurumu Federal Anayasayı Koruma TeÅŸkilatı (BfV), üç yıllık soruÅŸturmanın ardından 2 Mayıs’ta AfD’yi “kesin aşırı saÄŸcı bir oluÅŸum” olarak sınıflandırılmıştı.










