Aynı gökyüzü altında: Bayram, direniş ve farkındalık | Haliye Donmuş


Takvim bazen sadece günleri değil, anlamları da yan yana getirir. Bu yıl olduğu gibi… Bir yanda Newroz, diğer yanda Ramazan Bayramı (Şeker Bayramı), ve tam ortasında insanlığın vicdanını hatırlatan Dünya Down Sendromu Günü.

İlk bakışta üçü birbirinden uzak gibi durur. Oysa biraz derine indiğimizde, hepsinin ortak bir dili olduğunu fark ederiz: yeniden doğuş, kabul ve insan olmanın ortak paydası.

Newroz, sadece bir bahar bayramı değildir. Aynı zamanda karanlığa karşı yakılan bir ateştir. Bir halkın hafızasıdır. Direniştir. Umuttur. Her yakılan ateş, “yeniden başlayabiliriz” diyen bir iradedir.

Ramazan Bayramı ise başka bir yerden konuşur bize. Affetmeyi öğretir. Paylaşmayı, kapıyı çalmayı, hatırlamayı… Şekerin tadı aslında çocukların yüzünde, büyüklerin empati duygusunda saklıdır. Bayram, insanın insana yaklaşmasıdır.

Ve tam bu iki güçlü anlamın arasında, çoğu zaman görmezden gelinen ama en çok görülmesi gereken bir gerçek durur: Down sendromlu bireyler.
21 Mart, sadece bir farkındalık günü değildir. Aynı zamanda toplumun aynaya baktığı bir gündür. Çünkü mesele onların farklılığı değil, bizim bakışımızdır.

Down sendromlu bireyler eksik değil, farklı bir ritimde yaşayan insanlardır. Onların dünyasında acele yoktur, hesap yoktur, çıkar yoktur. Belki de bu yüzden en saf sevgi oradadır.
Ama toplum çoğu zaman bu saflığı anlamak yerine dışarıda bırakmayı seçer.

İşte bu yüzden bu üç günün aynı zamana denk gelmesi tesadüf değildir gibi gelir bana.
Bir yanda özgürlük için yakılan ateş,
bir yanda paylaşmanın sıcaklığı,
bir yanda ise koşulsuz sevginin sessiz ama güçlü varlığı…

Belki de asıl soru şudur:
Biz bu üçünden ne öğreniyoruz?

Newroz bize direnmeyi öğretiyorsa,
Bayram bize paylaşmayı öğretiyorsa,
Down sendromlu bireyler de bize şartsız kabul etmeyi öğretiyor.

Ama biz en çok hangisinde eksik kalıyoruz?

Bugün bir çocuğun elini tutmak,
bir kapıyı çalmak,
bir önyargıyı kırmak…
Belki de hepsi aynı şeydir.

Çünkü insanlık, büyük laflarda değil; küçük ama gerçek temaslarda saklıdır.

Aynı gökyüzü altında,
aynı güne sığan üç anlam bize şunu fısıldıyor:
Farklılık, bölünmenin değil; zenginliğin adıdır.

Ve belki de en büyük bayram,
birbirimizi gerçekten gördüğümüz gündür.


Haliye Donmuş – 22.03.2026