Almanya’daki Mölln faciasının 30. yıl dönümünde anma töreni düzenlendi

Almanya’nın Mölln kentinde 23 Kasım 1992’de neonaziler tarafından kundaklanan evde yaÅŸamını yitiren 2’si çocuk 3 Türkiyeli için anma töreni düzenlendi.

AA (Mölln)

Irkçılığın kınanması ve benzer saldırıların unutturulmaması amacıyla düzenlenen programa, katliamda aile fertlerini kaybeden Arslan ailesi, Berlin Büyükelçisi Ahmet Başar Şen, Almanya Federal Meclis Başkanvekili Aydan Özoğuz, Kültürden Sorumlu Devlet Bakanı Claudia Roth, Mölln Belediye Başkanı Ingo Schaeper, Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkan Yardımcısı Abdülhadi Turus, Hamburg Başkonsolosu Emine Derya Kara ve çok sayıda Möllnlü katıldı.

Resmi tören, kundaklanan evin önüne çelenk bırakılmasıyla baÅŸladı. Buradan Ratzeburger Caddesi’ne gidilerek kundaklanan evin yerine yapılan anıtın önünde saygı duruÅŸunda bulunuldu.

Federal Meclis BaÅŸkanvekili Aydan ÖzoÄŸuz, Quellenhof Oteli’ndeki anma etkinliÄŸinde yaptığı konuÅŸmada, Mölln katliamının Almanya’da yeni bir dönemi de beraberinde getirdiÄŸini belirterek, “Kendi çevremizde bile bunların etkisini yaÅŸadık. Mesela bazıları herhangi bir saldırıda evlerinden kaçmak için evlerine merdiven aldılar. Bu, insanların ne kadar etkilendiÄŸinin göstergesi.” dedi.

Mölln’ün ardından Solingen kundaklamalarının Almanya’da yaÅŸayan göçmen kökenlilerin pek çoÄŸu için acı verici bir döneme iÅŸaret ettiÄŸini ifade eden ÖzoÄŸuz, “Ne yazık ki NSU cinayetleri, mülteci yurtlarına yönelik sayısız saldırı ya da Hanau ve Halle’deki saldırılar, aşırı saÄŸcı ÅŸiddet ve terörün, günümüzde hala gerçek bir tehlike olduÄŸunu açıkça ortaya koymuÅŸtur.” ifadelerini kullandı.

Almanya’da ırkçılığın ve yabancı düşmanlığının yeri olmadığının açıkça gösterilmesinin çok önemli olduÄŸuna iÅŸaret eden ÖzoÄŸuz, “Son 30 yılda pek çok gerileme yaÅŸadık, ancak zaman zaman umut ışıkları da gördük. 2015’ten 2018’e kadar ve ÅŸimdi de Ukrayna’dan gelenlerle, mültecilere yardım etme konusundaki inanılmaz isteklilik, Almanya’daki insanların büyük çoÄŸunluÄŸunun kökenleri ve dinleri ne olursa olsun birbirlerine destek olmak istediklerini göstermektedir.” ÅŸeklinde konuÅŸtu.

“Mölln, Solingen ve Hanau saldırılarını, NSU cinayetlerini unutamayız”

Berlin Büyükelçisi Ahmet BaÅŸar Åžen, Mölln faciasında yaÅŸanan acının, sadece Arslan ve Yılmaz ailelerinin deÄŸil, Almanya’daki Türk toplumunun ortak acısı olduÄŸunu söyledi.

Almanya’da yaÅŸayan Türklerin, bir yandan içinde yaÅŸadıkları, ekmeklerini kazandıkları ve “ikinci vatan” olarak adlandırdıkları bu ülkeye uyum saÄŸlamaya, kendilerini kabul ettirmeye gayret ederken, bir yandan birçok sorunla ve sınamayla da karşılaÅŸtıklarını vurgulayan Åžen, ÅŸunları kaydetti:

“Bugün 30. yıl dönümünü anmak için bir araya geldiÄŸimiz facianın da acı bir ÅŸekilde ortaya koyduÄŸu üzere, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, İslam karşıtlığı ve ayrımcılık bu sınamaların başında gelmektedir. VatandaÅŸlarımıza karşı yapılan insanlık dışı ırkçı saldırılar, hatıralarımızda derin yaralar açmıştır. Üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin, Mölln, Solingen ve Hanau saldırılarını, NSU cinayetlerini unutamayız.”

Almanya’daki Türklere yönelik saldırıları anmanın ve hafızalarda canlı tutmanın, benzer vahim hadiselerin yaÅŸanmasına karşı önemli bir tedbir olduÄŸunu aktaran Åžen, “Mölln’den sonra, Solingen faciasının (29 Mayıs 1993) yaklaÅŸan 30. yıl dönümünü da aynı hassasiyetle anacağız. Bu faciaları unutturmamaya ve ırkçılık tehlikesine her zaman yüksek sesle dikkat çekmeye kararlıyız.” diye konuÅŸtu.

“Yabancı düşmanlığı ve ayrımcılığın demokratik toplumlarda yeri yoktur”

Sadece Türk ve Müslüman oldukları için Almanya’daki Türklerin, evlerinin, iÅŸ yerlerinin, camilerinin hala saldırılara ve hakaretlere uÄŸruyor olmasının, ülkede ırkçılığa karşı mücadelenin kararlılıkla devam ettirilmesi gerektiÄŸini gösterdiÄŸini ifade eden Åžen, “Yabancı düşmanlığı ve ayrımcılığın demokratik toplumlarda yeri yoktur. Bu tür hastalıklı eÄŸilimlere karşı güçlü bir direnç kültürü oluÅŸturulması; nefret, ırkçılık ve ayrımcılığın her türüyle, tüm imkanlar kullanılarak, topyekün mücadele edilmesi gerekmektedir. Bu konuda Federal Hükümetin çabalarını destekliyor, ilave adımların da atılmasını bekliyoruz.” dedi.

Almanya’da geçen hafta “NSU 2.0” davasında alınan mahkumiyet kararını da memnuniyetle karşıladıklarını belirten Åžen, bu tür emsal kararların ırkçı motiflere sahip kiÅŸilerin istedikleri gibi eyleme geçmelerine karşı caydırıcılık saÄŸlaması bakımından büyük önem taşıdığını dile getirdi.

Şen, Alman medyasında yer alan birçok haber ve programda İslamofobi ve yabancı düşmanlığına zemin hazırlayan önyargılı ifadelerin yer aldığına işaret ederek, herkesin bu tür yaklaşımlara karşı dikkatli olması gerektiğini kaydetti.

Meydana gelen faciaların bir daha yaşanmaması için, ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslam düşmanlığıyla Türk ve Alman herkesin mücadele etmesinin elzem olduğunu dile getiren Şen, şunları söyledi:

“Toplumun tüm kesimlerinin, her türlü görüş ayrılığını bir kenara bırakarak, bu amaç etrafında birleÅŸmesi gerekmektedir. Türkiye Cumhuriyeti olarak, Almanya’daki insanlarımızın hak ettikleri ÅŸekilde huzur, esenlik, refah içinde, Alman toplumuyla uyum içerisinde yaÅŸamaları ve ülkelerimize deÄŸerli katkılar sunmayı sürdürmeleri için Alman makamlarıyla iÅŸ birliÄŸini önemsiyoruz. Almanya Türk toplumuna hep birlikte sahip çıkmalıyız.”

Anma etkinlikleri çerçevesinde Fatih Camisi’nde Kur’an-ı Kerim okundu. Camiden sonra kiliseye geçilerek hayatını kaybeden 3 kiÅŸi için dua edildi. Kundaklanan evin önüne çelenk ve çiçekler bırakıldı.

25 yıl önce kundaklanan evin önüne gelen bazı vatandaşlar da buraya çiçek bırakarak hayatını kaybedenleri andı. Bu sırada bazı Almanların gözyaşlarını tutamadıkları görüldü.

Mölln’de 23 Kasım 1992’de kundaklanan evde 10 yaşındaki Yeliz Arslan, 14 yaşındaki AyÅŸe Yılmaz ve 51 yaşındaki Bahide Arslan yaÅŸamını yitirmiÅŸti. Saldırıyı gerçekleÅŸtiren iki Neonazi, ömür boyu hapis cezası almalarına raÄŸmen 15 yıl cezaevinde tutulduktan sonra serbest kalmışlardı.