Berlinale’de Altın Ayı İlker Çatak’ın, Gümüş Ayı Emin Alper’in oldu

Sinemacıların “politikadan uzak durması gerektiğini” söylediği için eleştirilen jüri başkanı Wim Wenders’ın aksine festival jürisi, en büyük ödülleri açık biçimde politik filmlere verdi.

Gazze’deki soykırıma yönelik sansür ve sinemacılar ile gazetecilerin ifade özgürlüğünün kısıtlanması nedeniyle politik tartışmaların odağında yer alan 76. Berlin Uluslararası Film Festivali (Berlinale), bu akşam düzenlenen ödül töreniyle sona erdi.

Sinemacıların “politikadan uzak durması gerektiğini” söylediği için eleştirilen jüri başkanı Wim Wenders’ın aksine festival jürisi, en büyük ödülleri açık biçimde politik filmlere verdi.

Tören sırasında bazı sinemacılar sahneden İsrail’in saldırılarını kınayarak “Filistin’e özgürlük” çağrısında bulundu.

Festivalin büyük ödülü Altın Ayı, İlker Çatak’ın “Sarı Zarflar” (Yellow Letters) filmine gitti. Film, Türkiye’deki siyasi baskılar nedeniyle işlerini kaybeden iki tiyatro sanatçısı ve akademisyen Derya (Özgü Namal) ve Aziz’in (Tansu Biçer) hikâyesini anlatıyor. Öykü Ankara ve İstanbul’da geçse de yapım tamamen Almanya’da çekildi.

The Hollywood Reporter’da yer alan habere göre, ödülü takdim eden Wenders, filmi “totalitarizmin siyasal dili ile sinemanın empatik dili arasındaki karşıtlığı” anlatan bir yapım olarak niteledi.


Daha önce, yine Türkiyeli göçmen bir ailenin Almanya doğumlu çocuğu olan Fatih Akın, 2004 yılında “Duvara Karşı” (Head-On) ile bu ödüle uzanmıştı. Türkiye’ye ilk Altın Ayı’yı ise 1964’te Metin Erksan imzalı “Susuz Yaz” getirdi. 2010 yılında da Semih Kaplanoğlu, “Bal” filmiyle Altın Ayı aldı. 


Gümüş Ayı Jüri Büyük Ödülü (Silver Bear Grand Jury Prize) ise Türkiyeli yönetmen Emin Alper’in “Kurtuluş” (Salvation) filmine verildi. Alper, ödül konuşmasında dünyanın farklı coğrafyalarında baskı altında yaşayan halklarla dayanışma mesajı paylaştı:

“Filistin halkı, yalnız değilsiniz. Tiranlık altında acı çeken İran halkı, yalnız değilsiniz. Rojava’daki Kürt halkı, yalnız değilsiniz. Ve benim halkım, siz de yalnız değilsiniz.”

Alper ayrıca Gezi mahpusları Çiğdem Mater, Tayfun Kahraman, Mine Özerden, Can Atalay ve Osman Kavala’ya; Selahattin Demirtaş’a, Ekrem İmamoğlu’na ve tutuklu belediye başkanlarına da “yalnız değilsiniz” mesajı gönderdi.


Diğer ödüller

En İyi Performans dalındaki Gümüş Ayı, Avusturyalı yönetmen Markus Schleinzer’in “Rose” filmindeki rolüyle Sandra Hüller’e verildi. Hüller, daha önce “Anatomy of a Fall” ile Oscar’a aday gösterilmişti.

En İyi Yardımcı Performans ödülü, Lance Hammer’ın “Queen at Sea” filminde yaşlı bir çifti canlandıran Anna Calder-Marshall ve Tom Courtenay’e verildi. Yapım ayrıca Jüri Gümüş Ayı Ödülü’nü de kazandı.

Festival direktörü Tricia Tuttle, açılışta bu yılki edisyonun “ham ve parçalı” bir ruh hâli taşıdığını belirterek küresel olaylara dair yas ve öfkenin festival topluluğunun bir parçası olduğunu, tartışmanın ise demokrasinin doğasında yer aldığını söyledi.

Ödüller açıklandıkça politik tansiyon yükseldi. Lübnanlı yönetmen Marie-Rose Osta, “Someday a Child” ile En İyi Kısa Film dalında Altın Ayı’yı alırken İsrail bombardımanlarını ve uluslararası hukukun çöküşünü eleştirdi. “Chronicles From a Siege” ile Berlinale Belgesel Ödülü’nü kazanan Abdallah Alkhatib ise sahneye Filistin bayrağıyla çıkarak konuşmasını “Filistin’e özgürlük” çağrısıyla tamamladı.

Kısa film jürisi başkanı Suriyeli yönetmen Ameer Fakher Eldin, festival alanlarının parlamentoya indirgenmemesi gerektiğini vurguladı.

En İyi Yönetmen ödülü, trajik bir kazada basçısını kaybeden caz piyanisti Bill Evans’ı konu alan “Everyone Digs Bill Evans” filmiyle Britanyalı yönetmen Grant Gee’ye verildi. Bill Evans’ı Norveçli oyuncu Anders Danielsen Lie canlandırırken, Laurie Metcalf ve Bill Pullman ebeveyn rollerinde yer aldı.

En İyi Senaryo dalındaki Gümüş Ayı, Quebec’li yönetmen Geneviève Dulude-de Celles’in “Nina Roza” filmine verildi. Film, sekiz yaşındaki sanatsal bir dehayı aramak için memleketine dönen Bulgar bir göçmenin hikâyesini anlatıyor.

Anna Fitch’in, İsviçreli göçmen Yolanda “Yo” Shea’nın hayatını kuklalar, kolajlar ve maketlerle anlattığı deneysel belgeseli “Yo (Love Is a Rebellious Bird)” ise Olağanüstü Sanatsal Katkı dalında Gümüş Ayı kazandı.