Avrupa BirliÄŸi’nin (AB) Genel Mahkemesi, AB Komisyonunun Kovid-19 aşıları temini anlaÅŸmasına dair belgeleri kamuoyuyla paylaÅŸmayı reddetmesinin “iyi yönetim ilkesini” ihlal ettiÄŸine, bu durumda yükümlülüklerini yerine getirmediÄŸine hükmetti.
AB’nin “Genel Mahkeme” olarak bilinen ilk derece mahkemesinde 2023’te New York Times gazetesinin AB Komisyonunun Kovid-19 aşılarını satın alımına iliÅŸkin belgeleri paylaÅŸmamasıyla ilgili açtığı dava görüldü.
Mahkemenin gerekçeli kararında, “Komisyonun, belgelere eriÅŸim baÅŸvurusunu iÅŸlerken yükümlülüklerini yerine getirmediÄŸi ve dolayısıyla ilgili Tüzük’ün 41. maddesinde belirtilen ‘iyi yönetim ilkesini’ ihlal ettiÄŸi sonucuna varmak uygundur.” ifadesi kullanıldı.
Kararda Komisyonun talep edilen belgeleri elinde bulundurmadığına ilişkin beyanına değinilerek bunun nedenine ilişkin yeterli açıklama da yapmadığına hükmedildi.
“(Komisyon) Kovid-19 aşılarının tedariki baÄŸlamında gönderilen karşılıklı kısa mesajların ‘önemli bilgiler içermediÄŸini’ düşünmesinin nedenini de makul bir ÅŸekilde açıklayamadı.” denilen kararda, bu bilgilerin saklanması gerektiÄŸi kaydedildi.
Komisyonun karara ilişkin açıklaması
Öte yandan Komisyon tarafından karara iliÅŸkin yapılan yazılı açıklamada, Genel Mahkemenin Komisyon’un belgelere eriÅŸimle ilgili kayıt politikasını sorgulamadığı, yalnızca neden talep edilen türde belgeleri elinde bulundurmadığına dair daha ayrıntılı bir açıklama beklediÄŸi savunuldu.
Açıklamada, Komisyonun kararı detaylı inceleyeceği ve daha ayrıntılı bir açıklama sağlayacağı bildirildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“Åžeffaflık, Komisyon ve BaÅŸkan Ursula von der Leyen için her zaman en önemli ÅŸey olmuÅŸtur. Yükümlülüklerimizi yerine getirmek için yürürlükte olan saÄŸlam yasal çerçeveye sıkı sıkıya uymaya devam edeceÄŸiz. AB kurumları, sivil toplum ve çıkar temsilcileri dahil olmak üzere tüm paydaÅŸlarla açıklığı, hesap verebilirliÄŸi ve net iletiÅŸimi sürdürmeye tamamen baÄŸlıyız.”
Von der Leyen’in itibarında derin izler bırakan süreç
2020’den itibaren Kovid-19 salgınıyla mücadelede yüksek miktarlarda aşı temin eden AB Komisyonu, bunlardan en büyüğünü Amerikan ÅŸirketi Pfizer ile yapmıştı.
Milyarlarca avroluk anlaÅŸmaların tam bedeli ise “ticari sır” olduÄŸu gerekçesiyle resmen açıklanmamıştı.
Aşı temin görüşmeleri sırasında AB Komisyonu BaÅŸkanı von der Leyen ile Pfizer CEO’su Albert Bourla arasındaki telefon mesajlaÅŸmaları, von der Leyen hakkında yolsuzluk iddialarına yol açtı.
AB Komisyonu, mesajların içeriÄŸinin açıklaması için yapılan çaÄŸrıları reddetti. Bu süreçte von der Leyen hakkında “görevi ve unvanı kötüye kullanmak” gibi çeÅŸitli suçlamalarla davalar açıldı. Zaman içerisinde hukuki sürece baÅŸka ÅŸikayetçiler de dahil oldu.
Bunlardan biri, Avrupa Parlamentosundaki YeÅŸiller grubuna mensup milletvekillerince açılmış, AB’nin en üst mahkemesi Adalet Divanı, 17 Temmuz 2024’te, ikinci dönemi için yapılacak güvenoyu yoklaması öncesinde von der Leyen’in ÅŸeffaf davranmadığına hükmetmiÅŸti.
AP’deki Sol Grup: Von der Leyen’in tavrı yolsuzluÄŸa yol açıyor
Avrupa Parlamentosundaki (AP) Sol Grup, AB Genel Mahkemesinin Ursula von der Leyen baÅŸkanlığındaki AB Komisyonunun Kovid-19 aşıları temini anlaÅŸmasına dair belgeleri kamuoyuyla paylaÅŸmayı reddetmesinin “iyi yönetim ilkesini” ihlal ettiÄŸine dair hükmüne iliÅŸkin, bu eylemleri “yolsuzluk” ve “AB’nin itibarına kalıcı zarar” olarak niteledi.
Sol Grup’tan AB Genel Mahkemesinin AB Komisyonunun Kovid-19 aşıları temini anlaÅŸmasına dair belgeleri kamuoyuyla paylaÅŸmayı reddetmesinin “iyi yönetim ilkesini” ihlal ettiÄŸine, bu durumda yükümlülüklerini yerine getirmediÄŸine hükmetmesiyle ilgili yazılı açıklama yapıldı.
Açıklamada, “Von der Leyen, Pfizer CEO’su Albert Bourla ile olan kısa mesajları kamuoyundan gizlerken, AP’deki müttefikleri de ‘etik kurulu’nun kurulmasını engelliyor.” ifadelerine yer verildi.
Bu tavrın “AB kurumlarının en üst mevkilerinde yolsuzluÄŸa yol açtığının” savunulduÄŸu açıklamada, bağımsız bir etik kurulunun derhal kurulması ve von der Leyen’in gizlilik ve tek taraflı karar alma eÄŸilimine karşı somut önlemler alınması talep edildi.
Açıklamada Fransız milletvekili ve grubun eÅŸ baÅŸkanı Manon Aubry’nin ÅŸu sözlerine yer verildi:
“Uzun zamandır beklenen bu mahkeme kararı, Sol grubun uzun yıllardır mücadele ettiÄŸi ‘AB kurumları içinde ÅŸeffaflık’ için bir zaferdir. Avrupa liderlerinin tamamen belirsiz bir ÅŸekilde yasama yapmalarına izin verilmemeli ve güvenlik önlemleri alınmalıdır.”
DiÄŸer eÅŸ baÅŸkan Alman milletvekili Martin Schirdewan’ın da ÅŸu ifadeleri açıklamada yer aldı:
“New York Times’ın AB Genel Mahkemesi’ndeki davasının baÅŸarılı olması ve von der Leyen’in AB Komisyonu için bir aÅŸağılanmadır. Ursula von der Leyen, ÅŸeffaflık eksikliÄŸi nedeniyle AB’deki demokrasiye kalıcı zarar verdi. AB’ye ve Avrupa siyasetinin güvenilirliÄŸine daha fazla zarar gelmesini önlemek için ÅŸimdi sohbet geçmiÅŸini derhal yayınlamalıdır. BaÅŸka türlüsü sorumsuzluk olur ve Komisyon BaÅŸkanı olarak pozisyonu artık savunulamaz hale gelir. Sorumsuz eylemlerinin sonuçlarına katlanmalıdır.”
The New York Times’tan “Avrupalılara nasıl yönetildiklerini göstermek istedik” açıklaması
The New York Times Gazetesi, açtığı davada Avrupa BirliÄŸi (AB) Komisyonu’nun “iyi yönetim ilkesini” ihlal ettiÄŸine karar verilmesi üzerine, bu davayı açarak Avrupalıların liderlerinin nasıl çalıştığını ve vergilerinin nasıl harcandığını öğrenmesini hedeflediklerini bildirdi.
The New York Times’tan bir sözcü, Gazetenin AB Komisyonu’na karşı 2023’te açtığı davayla ilgili bugün verilen karar üzerine sosyal medya hesabından açıklama yaptı.
“Bugünkü karar, AB’de ÅŸeffaflık ve hesap verebilirlik açısından bir zaferdir.” ifadesi kullanılan açıklamada Mahkeme’nin, AB Komisyonu’nun hatalı iÅŸleyiÅŸini teyit ettiÄŸi belirtildi.
Açıklamada, “Bu davayı açtık çünkü Avrupalı ​​vatandaÅŸlar, liderlerinin nasıl çalıştığını ve vergi mükelleflerinin parasının nasıl harcandığını anlama hakkına sahipler.” ifadesi kullanıldı.









