Küresel elektrik üretiminde bu yılın ilk yarısında rüzgar ve güneÅŸin payı yüzde 14,3’e ulaÅŸarak rekor kırdı. Kömürün elektrik üretiminde yüzde 36 pay aldığı bu dönemde, hidroelektrik üretimi kuraklık nedeniyle yüzde 8,5 ile tarihi bir düşüş yaÅŸadı.
Merhaba Haber Merkezi
Londra merkezli enerji düşünce kuruluÅŸu Ember’in, küresel elektrik talebinin yüzde 92’sini temsil eden 78 ülkenin ocak-haziran 2023 dönemine ait elektrik verilerini geçen yılın aynı dönemiyle karşılaÅŸtıran analizi yayımlandı.
Buna göre, yılın ilk yarısında küresel elektrik talebi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,4 artış gösterdi. Bu oran, küresel elektrik talebindeki artışta 10 yıllık tarihsel ortalama olan yüzde 2,6’nın oldukça altında kaldı. Avrupa BirliÄŸi (AB) baÅŸta olmak üzere bazı büyük ekonomilerdeki talep düşüşü, küresel elektrik talebindeki büyümeyi baskıladı.
Elektrik üretiminde ise, rüzgar ve güneÅŸ enerjisinin payı geçen yılın ilk yarısındaki yüzde 12,8’e kıyasla bu yılın ilk yarısında yüzde 14,3’e ulaÅŸarak rekor kırdı.
Rüzgarın küresel elektrik üretimindeki payı yüzde 8,75 olurken, güneÅŸin payı yüzde 5,52’ye yükseldi. Rüzgar ve güneÅŸ, küresel elektrik üretiminde paylarını önemli ölçüde artıran iki elektrik kaynağı oldu.
GüneÅŸ enerjisinden elektrik üretimi bu yılın ilk yarısında 2022’nin aynı dönemine göre yüzde 16, rüzgardan üretim ise yüzde 10 büyüdü.
Rüzgar ve güneş enerjisinin elektrik üretimindeki payının büyümesi, sektör kaynaklı emisyonlardaki artışın yüzde 0,2 ile durağan seyretmesini sağladı. Güneş ve rüzgardan üretilen elektrik, 142 milyon ton karbon emisyonunu önledi.
Danimarka elektriğinin yarıdan fazlasını rüzgardan üretti
Rüzgarın elektrik üretimindeki payının en yüksek olduÄŸu ülke yüzde 55,6 ile Danimarka oldu. Danimarka, bu yılın ilk yarısında elektriÄŸinin yüzde 10,3’ünü güneÅŸten elde etti.
BirleÅŸik Krallık elektriÄŸinin yüzde 31,6’sını, Almanya yüzde 27’sini, İspanya yüzde 25,7’sini, Hollanda yüzde 21,5’ini, Brezilya yüzde 12,2’sini ve ABD yüzde 11,3’ünü rüzgardan karşıladı.
Çin’in elektrik üretiminde rüzgarın payı söz konusu dönemde yüzde 11 olurken, geliÅŸmekte olan en büyük ekonomilerden biri olan Hindistan elektrik üretiminin yüzde 4,3’ünü rüzgardan saÄŸladı.
Elektrik üretiminde güneşin en yüksek pay sahibi olduğu ülke ise yüzde 24,6 ile Lüksemburg oldu.
Hollanda ve Yunanistan elektrik üretiminin yüzde 18,3’ünü güneÅŸten karşılarken, bu oran İspanya’da yüzde 16,3, İtalya ve Almanya’da sırasıyla yüzde 12,6 ve yüzde 12,3 olarak hesaplandı.
Japonya yılın ilk yarısında elektriÄŸinin yüzde 11,4’ünü, Danimarka yüzde 10,4’ünü, Hindistan yüzde 7,1’ini, Çin yüzde 5,9’unu ve ABD yüzde 5,8’ini güneÅŸten üretti.
Türkiye’nin elektrik üretiminde ise bu yılın ilk yarısında rüzgarın payı yüzde 10,4 ve güneÅŸin payı yüzde 5,65’e yükseldi.
Temiz enerji dönüşümünde iddialı hedefleri bulunan AB ülkelerinde rüzgar ve güneşin elektrik üretimindeki ortalama payı sırasıyla yüzde 18,1 ve yüzde 9 oldu.
Kuraklık, hidroelektrik üretimini vurdu
Söz konusu dönemde, kömürden elektrik üretimi yüzde 1 arttı ve küresel elektrik üretiminin yüzde 36’sını oluÅŸturdu. DoÄŸal gazdan elektrik üretiminin toplam içindeki payı yüzde 0,5 artışla yüzde 22 oldu.
Nükleerden elektrik üretimi ocak-haziran döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 0,7 büyüdü ve dünya elektrik üretiminin yüzde 9,6’sını karşıladı.
Hidroelektrik üretimi bu dönemde kuraklık nedeniyle yüzde 8,5 ile tarihi bir düşüş yaÅŸadı ve küresel elektrik üretiminin yüzde 14’ünü oluÅŸturdu. Hidroelektrik üretimindeki düşüşün dörtte üçü Çin’den kaynaklandı. Hidroelektrik üretiminden kaynaklanan açığı kapatmak için ise fosil yakıtlardan üretimde artış görüldü.
Küresel hidroelektrik üretiminin bu yılın ilk yarısında geçen yıl ile aynı seviyede olması durumunda, enerji sektörü emisyonlarının yüzde 2,9 oranında azalacağı hesaplandı.
Küresel elektrik üretiminin kalan kısmı jeotermal enerji gibi diğer yenilenebilir kaynaklardan ve fosil yakıtlardan karşılandı.
Raporun baÅŸyazarı ve Ember Kıdemli Elektrik Analisti Malgorzata Wiatros-Motyka, yaptığı deÄŸerlendirmede, “2023’te enerji sektörü emisyonlarında bir düşüş olup olmayacağı hala belirsizliÄŸini koruyor. Rüzgar ve güneÅŸ enerjisindeki kayda deÄŸer büyümeyi görmek cesaret verici olsa da, iklim deÄŸiÅŸikliÄŸiyle yoÄŸunlaÅŸan olumsuz hidroelektrik koÅŸulların çarpıcı gerçekliÄŸini göz ardı edemeyiz.” ifadelerini kullandı.
Wiatros-Motyka, küresel enerji sektörü emisyonlarının zirvede olduÄŸuna iÅŸaret ederek, “Åžimdi bu on yıl içinde yenilenebilir enerji kapasitesini üç katına çıkarmak için küresel bir anlaÅŸma saÄŸlayarak fosil yakıtlarda hızlı bir düşüş için ivmeyi serbest bırakmamız gerekiyor.” deÄŸerlendirmesinde bulundu.










