Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), CDU/CSU-SPD koalisyon hükümetinin bir yıllık bilançosuna ilişkin açıklama yayımladı. Açıklamada, hükümetin silahlanma, sosyal hak gaspları ve göçmen karşıtı politikaları derinleştirdiği belirtilirken, emekçilerin ve gençlerin direnişine dikkat çekildi.
Merhaba Haber Merkezi
Almanya’da 6 Mayıs 2025’te göreve başlayan CDU/CSU-SPD koalisyon hükümetinin bir yıllık icraatlarını değerlendiren Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF), hükümetin emekçilere ve göçmenlere yönelik saldırıları artırdığını belirtti. DİDF Yönetim Kurulu imzasıyla yayımlanan açıklamada, Friedrich Merz hükümetinin önceki hükümet döneminde başlatılan saldırıları daha saldırgan ve daha pervasız bir biçimde sürdürdüğü ifade edildi.
Silahlanma ve sosyal kesintiler.
Açıklamada hükümetin temel yöneliminin “silahlanma, emekçileri bölme ve sermayeye sübvansiyonlar” olduğu vurgulandı. Ekonomik durgunluğun bedelinin emekçilere ödetildiği gibi, silahlanmanın maliyetinin de işçi ve emekçilere yüklenmek istendiği belirtilerek, tekellerin kârlarını sürdürmesi için işçilerin işten çıkarıldığı ya da kısa çalışmaya zorlandığı kaydedildi.
DİDF açıklamasında, Bürgergeld uygulamasının temel güvence sistemine dönüştürüldüğüne dikkat çekilirken, Friedrich Merz’in emeklilik maaşlarını da temel güvence seviyesine çekmek istediği ifade edildi. Açıklamada ayrıca Merz’in “Almanya’da çok az çalışıldığı” yönündeki açıklamalarına tepki gösterilerek, emekliliğin fiilen ortadan kaldırılması ya da hasta halde çalışmanın dayatıldığı belirtildi.
Sağlık, gençlik, kadın ve engelli hizmetleri başta olmak üzere pek çok sosyal alanda büyük kesintiler yapıldığına dikkat çekilen açıklamada, “Merz hükümeti bir yıl içinde halkın değil, tekellerin çıkarlarını savunduğunu açıkça gösterdi” denildi.
Göçmen karşıtı politikalar.
DİDF, sosyal saldırıların yanı sıra emekçiler arasında ayrımcılığı körükleyen politikaların da yoğunlaştırıldığını belirtti. Üç yıl içinde Alman vatandaşlığına geçiş hakkının kaldırıldığı, sınırların kapatıldığı ve sığınmacıların yasa dışı biçimde Almanya sınırlarından geri çevrildiği ifade edildi.
Açıklamada, “Temel sığınma hakkı böylece rafa kaldırıldı” denilirken, 2025 yılının sınır dışılar açısından rekor yıl olduğuna dikkat çekildi. Friedrich Merz’in “şehir görüntüsü” (Stadtbild) açıklamasına atıfta bulunulan metinde, hükümetin önyargıları körükleme konusunda AfD’den geri kalmadığı vurgulandı. Bu söylemlerden en fazla AfD’nin faydalandığına işaret edildi.
DİDF, hükümetin göçmen kökenli olan ve olmayan emekçiler arasında ayrımcılığı körüklemeye çalıştığını belirterek, “Hükümeti değil, birlikte yaşadığımız emekçileri sorunlarımızın sorumlusu olarak görmemiz isteniyor” ifadelerini kullandı.
Direniş vurgusu.
Açıklamanın sonunda hükümetin bir yıllık bilançosu “agresif silahlanma, sermayeye milyarlarca euroluk sübvansiyonlar, sosyal kesintiler ve daha açık ırkçılık ile milliyetçilik” sözleriyle özetlendi.
Öte yandan emekçilerin ve gençlerin bu politikalara sessiz kalmadığı vurgulanan açıklamada, yüz binlerce kişinin ırkçılığa karşı alanlara çıktığı, on binlerce öğrencinin zorunlu askerlik ve silahlanmaya karşı eylemler yaptığı belirtildi. Filistin’deki soykırıma ve savaşa karşı kitlesel gösteriler düzenlendiği ifade edilirken, toplu sözleşme mücadelelerinde on binlerce işçinin uyarı grevlerine çıktığı hatırlatıldı.
DİDF açıklaması, “Geride bıraktığımız bir yıl içinde yapılan saldırıları sessizce kabullenmeyeceğimizi açıkça gösterdik, bundan sonra da göstermeye devam edeceğiz” sözleriyle sona erdi.










