AABF’den “Kurban erkânında paylaşma ve dayanışma” vurgusu

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu tarafından yayımlanan Kurban Erkânı mesajında, Alevi inancında kurbanın yalnızca hayvan kesmekten ibaret olmadığı, paylaşım, dayanışma, rızalık ve insanın nefsinden arınması anlamı taşıdığı vurgulandı.

Merhaba Haber Merkezi

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) İnanç Kurulu, Kurban Erkânı dolayısıyla yayımladığı mesajda şu ifadelere yer verdi:

“Alevi-Bektaşi inanç, yol, erkân ve sosyo-kültürel yaşamında Kurban Erkânı veya Kurban Bayramı, anlam olarak adamak, feda etmek ve arınmak manasına gelmektedir. Alevi inancının özünde ve yola talip olan canın vicdanında en büyük kurban, insan oğlunun sahip olduğu benliğinden, esaretinden ve esiri olduğu nefsinden arınabilmesinden ibarettir. Alevi inancının hakikatinde ve özünde asıl kurban edilmesi gereken şey, her türlü gayri-insani davranış ve hâlden arınmak; kin, kibir, nefret ve öfkeden uzaklaşarak Hakk ve Hakikat meydanında, Pir divanında özünü dara çekip dünyaî arzu ve isteklerden uzak durarak nefsini tığlayabilmektir.

Peki içinde bulunduğumuz süreçte ve yaşam koşullarımızda hakikatimize ve yaşam gerçeğimize ne kadar yakınız? Özü itibarıyla içinde bulunduğumuz hâl ve davranışlarımız, kullandığımız dil, ilişkilerimiz ve yürüdüğümüz yolun hakikati, yukarıda anlatmaya çalıştığımız inançsal ve insani temennilere hitap ediyor mu? Elbette Alevi inancının hakikati, kişinin kendini bilmesiyle Hakk’a yakın olmasıdır. Yunus demiyor mu ki: ‘Sen seni bilir isen Bahri Hüdasın; sen seni bilmez isen Hakk’tan cüdasın.’ Hakk’tan cüda olan biri Hakk’a yakın olabilir mi?

Hakk’a yakın olmanın aşkıyla sevgiyi, muhabbeti ve dayanışmayı öne çıkararak; toplumsal ve inançsal hafızamızda paylaşmanın ve dayanışmanın günü olan Kurban Erkânı’nın (Bayramı’nın), Alevi inanç, yol ve erkânına uygun bir hâlle, can ile cananın birbirine âşık olması misali sevginin ve dostluğun kaynaştığı; inançsal ve kurumsal bütünlüğümüzün gelişeceği bir süreci birlikte yaratalım. Alevi inancında kurban, kan dökmekten ziyade yolun ve erkânın kutsiyetiyle gözetilir. Bunun örneği Cem erkânlarımızda, ziyaret ve türbelerimizde; evladımızın dünyaya gelişinde, zor bir günü veya hastalığı geride bıraktığımızda kurban niyet edilerek erkân, dua ve gülbang ile manevi görevin yerine getirilmesidir. Şah İsmail Hatay-i kurbanı şu sözlerle ifade eder:

‘Kurbanlar tığlanıp gülbang çekildi,
Gaflet uykusunda uyana geldim.
Dört kapı kilidi anda açıldı,
Ruhum üryan, etim meydana geldim.’

Alevi inanç ve yolunda kurban, sadece bir hayvan kesmekten ibaret değildir. Asıl manası, Hakk’a yakın olma inancıyla rızayla paylaşımı ve dayanışmayı öne çıkarabilmektir. Bir yoksulun, bir yetimin yüzünü güldürebilmek; okuma imkânı olmayan bir öğrencinin eğitimine katkıda bulunabilmek; düşenin elinden tutup kaldırabilmek; tedavi imkânı bulamayan bir hastanın derdine derman olabilmek, Alevi inancında kesilmiş kurban kadar değerli ve anlamlıdır.

Şah-ı Merdan Ali’nin adaleti, Pir Sultan Abdal’ın hakikati, Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin hoşgörüsü ve Hızır’ın aşkı yolumuzu aydınlatmaya devam ettikçe insanlar arasında sevgi, barış ve dostluk eksik olmayacaktır. Huzur ve dostluğun, birlik ve dayanışmanın, barış ve kardeşliğin daim olması inanç ve temennisiyle; 27.05.2026 tarihinde yerine getirilecek Kurban Erkânı’nın, cümle insanlığın dostça, huzur ve kardeşlik içinde; barışın ve huzurun hâkim olduğu, insanın insana düşman olmadığı, kanın akmadığı, birlikte yaşanabilen bir dünya getirmesini diliyoruz.

Hakk Muhammed Ali, verilen lokma ve kurbanları kabul etsin.

Birliğimiz daim, muhabbetimiz daim olsun.”