‘İslamcılıkla Mücadele’ kuruluna tepki: Güvensizlik ve kutuplaşma uyarısı

SPD Milletvekili Karaahmetoğlu, Federal İçişleri Bakanlığı’nın “İslamcılıkla Mücadele” kapsamında görevlendirdiği danışma kurulundaki bazı isimlerin toplumsal güveni zedeleyebileceği ve kutuplaşmayı derinleştireceği uyarısında bulundu.

Uzman kurul değiştirildi, eleştiriler yükseldi

Almanya Federal İçişleri Bakanlığı, “İslamcılıkla Mücadele” çerçevesinde danışmanlık yapacak uzmanlar kurulunda değişikliğe gitti. “İslam uzmanı” adı altında oluşturulan yeni danışma kuruluna, kamuoyunda daha önce tartışmalı açıklamalarıyla gündeme gelmiş bazı isimlerin dahil edilmesi tepkilere yol açtı.

Bakanlık, yeni kurulun “dijital radikalleşmeden okullardaki dini tacize, finansmandan antisemitizme kadar geniş bir alanda bir eylem planı hazırlayacağını” duyurdu. Ancak bu planın kapsamlı bir yaklaşım sunması beklenirken, atanan isimlerin geçmiş söylemleri ve kamuoyundaki algısı, sürecin güvenilirliğine dair soru işaretleri doğurdu.

Karaahmetoğlu: Kavramlar netleşmeden mücadele meşru olmaz

SPD Federal Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, mücadeledeki temel çelişkilere dikkat çekerek, “Bakanlığın ‘tüm anayasa düşmanı çabalara aynı kararlılıkla karşı koyacağız’ açıklaması prensipte doğrudur. Ancak bu mücadelenin meşruiyeti, kullanılan kavramların açıklığına ve danışma sürecine dahil edilen isimlerin güvenilirliğine bağlıdır,” dedi.

Karaahmetoğlu, kurulda yer alan bazı uzmanların Müslüman toplum nezdinde güven uyandırmadığını belirterek, yalnızca duyulmak istenenleri tekrarlayan isimlerin çözümden çok kutuplaşmayı körükleyeceğini ifade etti.

Açıklamada, “İslamcılık” ve “politik İslam” gibi kavramların net tanımlarının yapılmadan kullanılmasının, dini-muhafazakâr görüşleri olan geniş Müslüman kitleyi damgalama riski taşıdığı belirtildi. Karaahmetoğlu, bu tür tanımsız yaklaşımların milyonlarca şiddeti reddeden Müslümanı potansiyel tehdit olarak göstermesinin toplumsal güveni zedeleyeceği uyarısında bulundu.

“Tüm toplumu hedef almak yerine paydaşlarla çözüm üretilmeli”

Bakanlık açıklamasında yer alan, okullardaki “dini taciz” veya “cinsiyet ayrımcılığı” gibi sorunların ciddiyetle ele alınması gerektiği vurgulanırken, bunların çözümünün tüm Müslüman toplumu hedef alan genellemelerle değil, pedagojik ve sosyal politikalar aracılığıyla ve tüm paydaşları sürece dahil ederek sağlanabileceği ifade edildi.

Karaahmetoğlu, şiddet eğilimli aşırıcılıkla mücadelede Müslüman toplumun büyük çoğunluğunun hedef değil, çözüm ortağı olarak görülmesi gerektiğini vurguladı. Bu sürecin ancak cami cemaatleri, sivil toplum kuruluşları ve dini temsilciler gibi meşru yapılarla iş birliği içinde yürütülebileceğini belirtti.

Son olarak, yeni danışma kurulunun çalışma yöntemi, üyelerin geçmiş beyanları ve hazırlanacak eylem planının içeriği konusunda tam şeffaflık sağlanması gerektiği çağrısında bulundu.