SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, 1 Temmuz İslamofobiyle Mücadele Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Müslümanlara yönelik ayrımcılığın demokratik hukuk devletini tehdit ettiğini belirterek, medyaya sorumlu yayıncılık çağrısı yaptı.
Merhaba Haber Merkezi
SPD Federal Meclis Milletvekili Macit Karaahmetoğlu, 1 Temmuz İslamofobiyle Mücadele ve Müslüman Nefreti Karşıtı Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, Avrupa’da ve dünyanın birçok bölgesinde Müslümanlara yönelik nefret söylemi, ayrımcılık ve ötekileştirici yaklaşımların toplumsal barışı tehdit eden ciddi bir sorun haline geldiğini söyledi.
İslamofobiyle mücadelenin yalnızca Müslümanların değil, demokratik hukuk devletini ve insan onurunu savunan herkesin ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Karaahmetoğlu, din ve inanç özgürlüğünün demokratik toplumların temel değerlerinden biri olduğunu belirtti.
“İslamofobi yalnızca Müslümanları hedef alan bir önyargı değildir. Aynı zamanda hukukun üstünlüğüne, eşit yurttaşlık ilkesine ve demokratik toplum düzenine yönelmiş bir tehdittir. Bir insanın inancı nedeniyle ayrımcılığa uğraması, dışlanması ya da nefret suçlarının hedefi hâline gelmesi hiçbir koşulda kabul edilemez” dedi.
Medyaya sorumluluk çağrısı
Karaahmetoğlu, İslamofobinin yaygınlaşmasında medyanın kullandığı haber dilinin de etkili olduğunu belirterek, özellikle suç haberlerinde Müslümanların dini kimliklerinin öne çıkarılmasının yanlış algılara yol açtığını ifade etti.
“Suç unsuru içeren haberlerde İslam inancına sahip kişilerin dini kimlikleri özellikle belirtilirken, farklı inançlara mensup kişilerin dini aidiyetlerine çoğu zaman yer verilmiyor. Bu durum, bireysel suçları milyonlarca insanın inancıyla ilişkilendiren haksız genellemeleri besliyor ve toplumdaki ayrışmayı artırıyor. Oysa suç bireyseldir; hiçbir din veya inanç, bir kişinin işlediği suçla özdeşleştirilemez” diye konuştu.
Karaahmetoğlu, basının haber dili konusunda daha dikkatli davranması gerektiğini belirterek, ayrımcılığı körükleyen yaklaşımlardan kaçınılmasının toplumsal barış açısından büyük önem taşıdığını söyledi.
Eşitlik ve dayanışma vurgusu
Nefret söyleminin toplumsal kutuplaşmayı derinleştirdiğini ifade eden Karaahmetoğlu, tüm demokratik kurumları ortak sorumluluk almaya çağırdı.
“Müslümanlara yönelik ayrımcılığa sessiz kalmak, yarın başka toplumsal kesimlere yöneltilecek nefretin de önünü açar. Bu nedenle İslamofobiyle mücadele, yalnızca Müslümanların değil; hukuka, demokrasiye ve insan haklarına inanan herkesin ortak görevidir” diyen Karaahmetoğlu, farklı inançların, kültürlerin ve kimliklerin eşit haklarla bir arada yaşayabildiği bir toplum hedefini savunmayı sürdüreceğini belirtti.
Karaahmetoğlu, açıklamasını, “Nefret yerine dayanışmayı, önyargı yerine diyaloğu ve ayrımcılık yerine eşitliği savunmaya devam edeceğim. İslamofobiye ve her türlü ayrımcılığa karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğim” sözleriyle tamamladı.










