Ohri “Çerçeve Anlaşması” 25 yaşında – Bizde de “Çerçeve Yasa” için örnek alınabilirdi

Ohri Çerçeve Anlaşması, Arnavutların dil, kimlik, eğitim ve temsil haklarını genişletirken, silahlı çatışmaların siyasi müzakereyle çözülebileceğini gösterdi. Bu anlaşma Türkiye’de Kürt meselesinin çözümü ve gündemdeki “Çerçeve Yasa” açısından da önemli bir model oluşturabilirdi.

Eski Yugoslavya’dan 1991’de savaş yaşanmadan ayrılarak bağımsızlığını ilan eden, o dönemki adıyla Makedonya’da kabul edilen ilk anayasa, başta Arnavutlar olmak üzere ülkedeki diğer toplulukların haklarına yönelik sınırlamalar nedeniyle uzun yıllar tartışma konusu oldu.

Arnavutlar, ana dillerinde yükseköğrenim hakkı talebiyle 1994’te kendi üniversitelerini kurdu. Dönemin hükümeti tarafından desteklenmeyen girişimin ardından polis üniversite binasını yıktı. Çıkan olaylarda bir kişi yaşamını yitirirken çok sayıda kişi yaralandı.

Yerel yönetimlerde Arnavut bayrağının da kullanılmasını isteyen Arnavutlar, yoğun olarak yaşadıkları Gostivar ve Kalkandelen’deki belediye binalarına 1997’de kendi bayraklarını astı. Hükümet uygulamayı yasa dışı ilan ederek bayrakları indirirken polis müdahaleleri yeni gözaltılara ve ölümlere yol açtı.

Üsküp Arnavutların “İlirida” olarak adlandırdığı bölgenin başkenti. Kuzey Makedonya’nın batı ve kuzeybatısında yaşayan Arnavutlar, bu bölgenin de ana yurtları olduklarını savuyor…

Çatışmalara giden süreç

Kalkandelen’e bağlı Teartse köyündeki polis karakoluna 22 Ocak 2001’de silahlı bir Arnavut grubun düzenlediği saldırı, ülkede aylar sürecek çatışmalı dönemin başlangıcı oldu. Saldırıda bir polis yaşamını yitirirken üç polis yaralandı.

Saldırının sorumluluğunu Ulusal Kurtuluş Ordusu (UÇK) üstlendi. Çatışmalar bahar aylarından itibaren ülkenin farklı bölgelerine yayıldı.

NATO ve Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) arabuluculuğunda 5 Temmuz’da genel ateşkes sağlanmasına rağmen taraflar ateşkesi birçok kez ihlal etti.

Bazı çevrelerin “iç savaş” olarak nitelendirdiği 22 Ocak-12 Kasım 2001 arasındaki çatışmalarda her iki taraftan yüzlerce kişi yaşamını yitirirken on binlerce kişi yerinden edildi. Çatışmalar özellikle ülkenin kuzey ve kuzeybatısında yoğunlaşırken başkent Üsküp çevresine kadar ulaştı.

UÇK anlaşmaya giden sürecin baş aktörü oldu

Ohri Çerçeve Anlaşması’nın ortaya çıkışında Makedonya’daki UÇK’nin rolü belirleyici oldu. Kosova’yı bağımsızlığa götüren sürecin başlıca aktörlerinden biri olan Kosova UÇK’sı (Ushtria Çlirimtare e Kosovës – Kosova Kurtuluş Ordusu) gibi, Makedonya UÇK’sı da (Ushtria Çlirimtare Kombëtare – Ulusal Kurtuluş Ordusu) ülkedeki siyasal dengeleri değiştiren ve Ohri Çerçeve Anlaşması’na giden sürecin başlıca aktörlerinden biri olarak öne çıktı.

Silahlı çatışmayla birlikte Arnavut toplumunun yıllardır dile getirdiği ana dil, eğitim, kimlik, siyasal temsil ve eşit yurttaşlık talepleri artık ertelenemez bir siyasi sorun haline geldi. UÇK’nin ortaya çıkışı ve çatışmaların ülke geneline yayılma riski, uluslararası aktörleri de çözüm sürecine daha doğrudan müdahil olmaya yöneltti.

Ülkenin önde gelen siyasi partileri, Avrupa Birliği ve ABD’nin özel temsilcilerinin de yer aldığı yaklaşık iki aylık müzakerelerin ardından 13 Ağustos 2001’de Ohri kentinde Ohri Çerçeve Anlaşması’nı (OÇA) imzaladı.

Anlaşma, silahlı çatışmaların sona erdirilmesinin yanı sıra ülkedeki Arnavut toplumunun siyasal, kültürel ve toplumsal haklarının genişletilmesi bakımından önemli bir dönüm noktası oldu.

OÇA kapsamında yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, ayrımcılığın önlenmesi, kamu kurumlarında adil temsilin sağlanması, dil, kültür, eğitim ve semboller konusunda yeni düzenlemelere gidilmesi ve bazı konularda özel parlamento prosedürlerinin uygulanması kararlaştırıldı.

Arnavutçanın kamusal ve resmi kullanım alanı da anlaşma sonrasında önemli ölçüde genişletildi. Makedoncanın yanında Arnavutçanın kullanımını düzenleyen Dillerin Kullanımı Yasası 11 Ocak 2018’de Kuzey Makedonya Meclisinde kabul edildi. Arnavutça, 15 Ocak 2019’dan itibaren ülke genelinde ikinci resmi dil konumuna geldi.

Düzenlemeyle ayrıca herhangi bir belediyede nüfusun yüzde 20’sinden fazlası tarafından konuşulan bir dilin Makedoncanın yanında resmi olarak kullanılmasına olanak sağlandı. Bu kapsamda Türklerin yoğun yaşadığı bazı belediyelerde Türkçe de resmi dil olarak kullanılmaya başlandı.

Anlaşmanın uygulanmasını takip etmek amacıyla 2004’te hükümet bünyesinde özel bir sekretarya oluşturuldu. Bu yapı daha sonra Siyasi Sistem ve Topluluklar Arası İlişkiler Bakanlığına dönüştürüldü. Bakanlık, 2024’te yapılan değişiklikle Topluluklar Arası İlişkiler Bakanlığı adını aldı.

Türkiye için de bir model olabilirdi

Ohri sürecinin en dikkat çekici yanlarından biri, yaşanan çatışmanın yalnızca güvenlik ve “terörle mücadele” başlığı altında ele alınmaması oldu. UÇK, anlaşma sürecinde ve anlaşma metninde “terör örgütü” olarak tanımlanmadı. Bunun yerine Arnavut toplumunun ana dil, kimlik, eğitim, siyasal temsil ve yerel yönetim talepleri siyasi müzakerenin konusu haline getirildi.

Bu yönüyle OÇA, Türkiye açısından da belirli ölçülerde model olabilecek bir deneyim olarak değerlendirilebilir. Silahlı çatışmanın sona erdirilmesi ile temel demokratik hakların tanınması birbirinden koparılmadı. Arnavutçanın ana dil olarak kullanımı ve kamusal alandaki statüsü güçlendirilirken eğitim, kamu kurumlarında adil temsil, kültürel kimlik, semboller ve yerel yönetimler gibi başlıklarda somut düzenlemelere gidildi.

Türkiye’de uzun yıllardır ağırlıklı olarak güvenlik ve “terör” kavramları üzerinden ele alınan Kürt meselesi açısından Ohri deneyimi, farklı bir çözüm yolunun mümkün olabileceğini gösteren önemli örneklerden biri olarak değerlendirilebilir. Silahlı çatışmanın varlığı, Kürtlerin dil, kimlik, siyasal temsil ve demokratik hak taleplerinin konuşulmasının önünde aşılmaz bir engel olarak görülmek yerine, çatışmayı ortaya çıkaran siyasal ve toplumsal nedenlerin müzakere edilmesi esas alınabilirdi.

Kosova ve Makedonya deneyimleri bu açıdan ortak bir noktaya işaret ediyor. Silahlı hareketler yalnızca askeri ve güvenlikçi yöntemlerle ortadan kaldırılması gereken yapılar olarak ele alınmadığında, çatışmanın arkasındaki tarihsel ve siyasal sorunlar müzakere edilebilir hale gelebiliyor. Ohri’de yapılan da önemli ölçüde buydu; çatışmayı sona erdirecek bir anlaşma, aynı zamanda Arnavutların kolektif ve demokratik haklarının genişletilmesinin yolunu açtı.

Türkler daha fazla hak talep ediyor

Kuzey Makedonya nüfusunun yaklaşık yüzde 4’ünü oluşturan Türkler ise anlaşmanın üzerinden 25 yıl geçmesine rağmen haklarının yeterli ölçüde karşılanmadığını düşünüyor.

Kendilerini ülkenin kurucu unsurlarından biri olarak gören Kuzey Makedonya Türkleri, başta yerel yönetimler olmak üzere merkezi devlet kurumlarında da daha güçlü temsil talep ediyor.

Türk toplumu, ülkenin üçüncü büyük topluluğu olduğuna dikkat çekerek OÇA’nın kendilerini de daha kapsayıcı biçimde içine alacak şekilde yeniden değerlendirilmesi gerektiğini savunuyor.

Çok kimlikli nüfus yapısı

Eylül 2021’de yapılan nüfus, hanehalkı ve konut sayımına göre Kuzey Makedonya’nın nüfusu 1 milyon 836 bin 713 olarak kaydedildi.

Sayım sonuçlarına göre Makedonlar nüfusun yüzde 58,44’ünü, Arnavutlar yüzde 24,3’ünü oluşturuyor. Türkler ise yüzde 3,86’lık oranla ülkenin üçüncü büyük topluluğu konumunda bulunuyor.

Romanların nüfus içindeki oranı yüzde 2,53, Sırpların yüzde 1,3, Boşnakların yüzde 0,87, Ulahların ise yüzde 0,47 olarak kaydedildi.

Farklı etnik toplulukların yer aldığı “diğer” kategorisinin oranı yüzde 1,03 olurken sayım sırasında bilgileri idari kaynaklardan elde edilenlerin oranı yüzde 7,2 olarak açıklandı.