İSO Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Erdal Bahçıvan, “Yeni çerçeve yalnızca nihai ürünü deÄŸil, bileÅŸen içeriÄŸini, menÅŸe yapısını, izlenebilirliÄŸi, belgelendirmeyi ve teknik uygunluÄŸu da öne çıkarmaktadır.” dedi.
İstanbul Sanayi Odası (İSO) Yönetim Kurulu BaÅŸkanı Erdal Bahçıvan, Türkiye’nin Avrupa BirliÄŸi’nin “Made in EU” kapsamına dahil edilmesiyle yalnızca nihai ürünü deÄŸil, bileÅŸen içeriÄŸini, menÅŸe yapısını, izlenebilirliÄŸi, belgelendirmeyi ve teknik uygunluÄŸu da öne çıkardığını belirterek, “Bu da Türk firmalarının tasarım, sertifikasyon, kritik bileÅŸen, teknoloji yoÄŸun alt sistem üretimi, düşük karbonlu üretim ve tedarik zinciri uyumu gibi alanlarda kapasite geliÅŸtirmesini teÅŸvik edecektir.” dedi.
Türkiye’nin Avrupa BirliÄŸi’nin (AB) “Made in EU” kapsamına dahil edilmesi, Avrupa deÄŸer zincirleriyle entegre çalışan Türk sanayisi açısından önemli bir dönüm noktası olarak deÄŸerlendiriliyor.
Düzenlemenin özellikle kamu alımları ve kamu desteklerinde aranan AB menşei kriterleri bakımından Türkiye’ye rekabet avantajı sağlayarak otomotiv, beyaz eşya ve makine gibi stratejik sektörlerin Avrupa üretim ve tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendirme potansiyeline sahip olduğu ifade ediliyor.
Erdal Bahçıvan, AA muhabirine yaptığı deÄŸerlendirmede, Türkiye’nin “Made in EU” kapsamına dahil edilmesinin özellikle kamu alımları ve kamu desteklerinde aranan Avrupa BirliÄŸi (AB) içeriÄŸi ÅŸartları bakımından Türk sanayisi için önemli bir rekabet avantajı yaratacağını söyledi.
Teklif metninin AB’nin gümrük birliÄŸi anlaÅŸması bulunduÄŸu ülkelerden gelen içeriÄŸin, belirli koÅŸullarda “Birlik menÅŸeli” sayılabileceÄŸini öngördüğüne iÅŸaret eden Bahçıvan, “Bu çerçevede Türkiye’nin ‘Made in EU’ kapsamına dahil edilmesi baÅŸta otomotiv olmak üzere stratejik sektörlerde Avrupa deÄŸer zincirlerindeki konumumuzun korunması ve güçlenmesi açısından olumlu bir geliÅŸmedir.” diye konuÅŸtu.
Bahçıvan, bu düzenlemenin Avrupa ile entegre çalışan firmalar için üretim yapısının daha yüksek katma değerli aşamalara taşınması yönünde güçlü bir teşvik oluşturabileceğini belirterek, şunları kaydetti:
“Çünkü yeni çerçeve yalnızca nihai ürünü deÄŸil, bileÅŸen içeriÄŸini, menÅŸe yapısını, izlenebilirliÄŸi, belgelendirmeyi ve teknik uygunluÄŸu da öne çıkarmaktadır. Bu da Türk firmalarının tasarım, sertifikasyon, kritik bileÅŸen, teknoloji yoÄŸun alt sistem üretimi, düşük karbonlu üretim ve tedarik zinciri uyumu gibi alanlarda kapasite geliÅŸtirmesini teÅŸvik edecektir. Özellikle otomotiv ve net-sıfır teknolojilerinde Avrupa tedarik zincirine daha derin entegrasyon saÄŸlandığında, bu durum Türkiye’nin daha nitelikli ve teknoloji yoÄŸun bir üretim ortağı olarak
“Türkiye’nin kapsama dahil edilmesi, otomotiv ana sanayi ve yan sanayimiz açısından kritik önemdedir”
İSO Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Bahçıvan, otomotiv sektörünün taslak metinde açık biçimde düzenlenen alanlardan biri olduğu için doğrudan etkinin burada görüleceğini dile getirdi.
Araçların “Birlik menÅŸeli” sayılması için montajın birlik içinde yapılması, batarya bileÅŸenleri, elektronik sistemler ve belirli parça oranları gibi somut kriterlerin öngörülmekte olduÄŸunu kaydeden Bahçıvan, “Bu nedenle Türkiye’nin kapsama dahil edilmesi, otomotiv ana sanayi ve yan sanayimiz açısından kritik önemdedir.” dedi.
Bahçıvan, beyaz eÅŸya, makine ve elektronik sektörlerinin ise metinde aynı açıklıkta tek tek sayılmasa da kamu destekleri, net-sıfır teknolojileri, enerji yoÄŸun girdiler ve Avrupa tedarik zincirlerinin yeniden yapılanması üzerinden dolaylı fakat önemli etkilerle karşılaÅŸabileceÄŸine iÅŸaret ederek, “Bu nedenle Türkiye’nin kapsama alınması, yalnızca AB pazarına eriÅŸimin ve mevcut deÄŸer zinciri konumunun korunması bakımından deÄŸil, taslakta öngörülen yeni sanayi çerçevesinde daha fazla üretim ve tedarik payı alabilmesi açısından da stratejik bir fırsat olarak görülmelidir.” yorumunu yaptı.








