Almanya Türk Toplumunun (TGD) 13. Genel Kurulunda yeni eÅŸ baÅŸkanlar belirlendi. Almanya’nın baÅŸkenti Berlin’de yapılan genel kurulda Aslıhan YeÅŸilkaya ve Gökay SofuoÄŸlu eÅŸ baÅŸkanlığa seçildi. Büyükelçi Åžen: “Almanya’daki Türkler çifte vatandaÅŸlığın yasallaÅŸtırılmasını bekliyor”
AA (Berlin)
YeÅŸilkaya, kurulda yaptığı konuÅŸmada, kendisini bu göreve layık gören genel kurul üyelerine teÅŸekkür ederek “TGD tarihinin en genç genel baÅŸkanı olarak derneÄŸimizi daha ileriye taşımak ve kadınlar, gençler ve dijitalleÅŸme alanlarına ağırlık vermek istiyorum. Özellikle göçmen kökenli insanların iÅŸ sektöründe yönetici pozisyonlarında yer almalarını saÄŸlamak en temel amaçlarımdan biri olacak. Önümüzde üç yıllık yoÄŸun bir çalışma süreci var ve bu çalışmaları yürütecek olmaktan çok mutluyum.” dedi.

SofuoÄŸlu da “Aslıhan YeÅŸilkaya ile sadece bir kadın deÄŸil, aynı zamanda genç bir eÅŸ genel baÅŸkan seçilmiÅŸ oldu. Önümüzdeki zorlu dönemi aÅŸmak için hazırlıklı olmalıyız. Farklı nesillerin ve cinsiyetlerin perspektiflerini bir araya getirmek bir zorunluluk haline gelmiÅŸtir.” ifadelerini kullandı.
Bir dönem önce eş genel başkan olan Atila Karabörklü, bu dönem için adaylığını koymamıştı.
Büyükelçi Åžen: “Almanya’daki Türkler çifte vatandaÅŸlığın yasallaÅŸtırılmasını bekliyor”
Türkiye’nin Berlin Büyükelçisi Ahmet BaÅŸar Åžen, Almanya’daki Türkiyelilerin beklentisinin çifte vatandaÅŸlığın yasallaÅŸtırılması ve vatandaÅŸlığa geçiÅŸin kolaylaÅŸtırılması olduÄŸunu söyledi.

Almanya Türk Toplumu (TGD) Genel Kurulu’nda konuÅŸan Åžen, 25 yılı aÅŸkın süredir Almanya’daki Türkiyelilerin hak ve çıkarları için baÅŸarıyla çalışan TGD’yi tebrik etti.
Åžen, Türklerin Almanya’da kalıcı olarak kalacaklarını kabul ettiklerini belirterek, “Almanya’daki Türkler çifte vatandaÅŸlığın yasallaÅŸtırılmasını ve vatandaÅŸlığa geçiÅŸin kolaylaÅŸtırılmasını bekliyor. Alman vatandaÅŸlığı almayanların da en azından yerel seçimlerde oy kullanma hakkını elde etmelerini bekliyorlar.” dedi.
Türkiye ile Almanya arasında tarihsel olarak çok çeÅŸitli köklü ortaklıklar ve ittifaklar bulunduÄŸunu dile getiren Åžen, Almanya’da yaÅŸayan yaklaşık 3,5 milyon Türk’e dayanan insani baÄŸların, iki ülke arasındaki iliÅŸkilerin en önemli boyutlarından biri olduÄŸunu belirtti.
Åžen, 60 yılı aÅŸkın süredir Türk toplumunun Almanya’nın geliÅŸimine ve çok kültürlü kimliÄŸine büyük katkı saÄŸladığını vurgulayarak, “Buradaki Türkler Almanya’daki en büyük göçmen grubunu, Müslümanların çoÄŸunluÄŸunu ve Türkiye’nin en büyük diasporasını oluÅŸturuyor. Bugün Almanya’daki Türklerin siyaset, ekonomi, bilim, spor ve sanat gibi çeÅŸitli alanlarda çok önemli baÅŸarılara imza attığını görüyoruz. Bununla gurur duyuyoruz. Bugün aramızda bulunan kardiyolog Dilek Gürsoy bunun çok takdire ÅŸayan bir örneÄŸidir. Dilek Gürsoy ve diÄŸer baÅŸarı örnekleri, özellikle Almanya’daki kızlar olmak üzere Almanlar, Türk ve diÄŸer göçmen gençler için çok deÄŸerlidir.” diye konuÅŸtu.
Yabancı düşmanlığı, İslamofobi ve ayrımcılık gibi önemli sorunlar hala devam ediyor
Almanya’da yabancı düşmanlığı, İslamofobi ve ayrımcılık gibi önemli sorunların devam ettiÄŸine dikkati çeken Åžen ÅŸunları söyledi:
“TGD aslında Almanya’da yaÅŸayan Türk toplumu için eÅŸit haklar saÄŸlamak, ırkçılık ve ayrımcılıkla mücadele etmek amacıyla kuruldu. Almanya’da Türklere yönelik ırkçı saldırıların ilk kurbanlarından Ramazan Avcı’nın 1985 yılında Hamburg’da neo-Naziler tarafından öldürülmesi TGD’nin kurulmasında önemli rol oynadı. Bunu 1990’lardaki ırkçı cinayetler, özellikle de Mölln ve Solingen’deki korkunç eylemler izledi. İğrenç NSU cinayetleri, Almanya’da yeni binyıla ÅŸiddetli ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamofobi’yi taşıdı. Åžubat 2020’deki Hanau saldırısı, Almanya’daki ırkçılığın ve yabancı düşmanlığının boyutunu bir kez daha gösterdi. Bu noktada Hanau’da hayatını kaybedenleri rahmetle anıyor, kederli yakınlarına sabır diliyorum.”
Åžen, Almanya’daki Türkiye ve Türkiye temsilcilikleri olarak hükümetin ırkçılığa karşı aldığı tedbirlerin etkin bir ÅŸekilde uygulanmasını beklediklerini kaydetti.
Ukrayna’daki savaşın, Avrupa’da güvenlik, barış ve refahın garanti edilmediÄŸini ve bunları korumak ve geliÅŸtirmek için her zaman ortak çaba gösterilmesi gerektiÄŸini herkese acı bir ÅŸekilde bir kez daha gösterdiÄŸine iÅŸaret eden Åžen, Avrupa’nın bu zor döneminde, Türkiye ve Almanya’nın Avrupa barışı hedefiyle yakın koordinasyon içinde hareket ettiÄŸini vurguladı.

Uyum Bakanı Reem Alabalı-Radovan
Almanya Göç, Mülteciler ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı ve Alman hükümetinin Irkçılıkla Mücadele Sorumlusu Reem Alabalı-Radovan da Almanya’daki toplumun çeÅŸitliliÄŸinin tehlike altında olduÄŸunu söyledi.
Alabalı-Radovan, ırkçılığın ve yabancı düşmanlığının demokrasinin temelini aşındırdığını belirterek, “Irkçılık ve Müslüman karşıtlığı günlük bir gerçek. Irkçılık yapısal olarak günlük yaÅŸama demir attı. Irkçılık sadece ÅŸiddetle baÅŸlamıyor. Günlük söylemlerle çarşıda, otobüste, ev ararken, iÅŸ ararken veya başörtüsü nedeniyle karşımıza çıkıyor. ” dedi.
Almanya’da uzun zaman aşırı saÄŸ ve ırkçılığın görmezden gelindiÄŸini ifade eden Radovan, Mölln ve Solingen’deki kundaklamaların bunun örneklerinden olduÄŸuna, Nasyonal Sosyalist Yeraltı terör örgütünün iÅŸlediÄŸi cinayetlerde bile güvenlik güçlerinin failleri ırkçıların içinde deÄŸil uyuÅŸturucu ticareti yapan çevrelerde aradığına dikkati çekti.
Radovan, ırkçılığa karşı herkesin tüm gücüyle karşı durma zamanı olduğunu belirterek, ırkçılıkla mücadelenin Alman hükümeti için olmazsa olmaz konular arasında bulunduğunu ifade etti.










