İngiltere’deki Francis Crick Enstitüsünden araÅŸtırmacılar, İskandinavların Vikinglerden önce İngiltere’ye göç ettiklerini ortaya koydu.
AraÅŸtırmacılar, Avrupa’daki göçlerin daha önce bilinmeyen ayrıntılarını ortaya çıkarabilecek, genetik açıdan benzer grupların incelenmesi için oluÅŸturdukları “Twigstats” veri analizi yöntemini, Demir Çağı, Roma İmparatorluÄŸu’nun çöküşü, Erken Orta ÇaÄŸ “Göç Dönemi” ve Viking Çağı’nı kapsayan MÖ 1-1000 yıllarında yaÅŸamış kiÅŸilere ait 1500’den fazla Avrupalı genoma uyguladı.
Bu yöntemin genetik bakımdan benzer gruplar arasındaki farklılıkların daha hassas ölçülmesini sağladığına dikkati çeken araştırmacılar, bu sayede Kuzey Almanya ve İskandinav bölgelerinde yaşayan Cermen kavimlerinin bu dönemde güneye göç ettiklerini ortaya koydu.
AraÅŸtırmacılar, bu katmanlı soy analizi yaklaşımıyla bu halkların genetik izlerine Almanya, İtalya, Polonya, Slovakya ve İngiltere’nin güneyinde rastlandığını açıkladı.
Bu grupların çoÄŸunun, göç ettikleri bölgelerde bulunan nüfusa karıştıklarını belirleyen araÅŸtırmacılar, incelemeler sonucu biri İskandinavya’da kalan, diÄŸeri bugünün Almancası ve İngilizcesinin temelini oluÅŸturan Cermen dillerinin ana kollarını yansıtan iki ana göç ve etkileÅŸim bölgesinin olduÄŸunu saptadı.
İngiltere’de 2. ile 4. yüzyıl arası Romalı asker ya da köle gladyatör olabilecek bir kiÅŸinin soyunun yüzde 25’inin erken Demir Çağı İskandinavya’sından geldiÄŸini tespit eden araÅŸtırmacılar, bunun MÖ 5. yüzyılda baÅŸlayan Anglosakson ve Viking dönemlerinden daha önce İngiltere’de İskandinav kökenli insanların bulunduÄŸunu kanıtladığını kaydetti.
AraÅŸtırmacılar, Demir Çağı’nın sonunda İskandinavya’ya yönelik göçleri incelemelerinin ardından Viking döneminde bu bölgede yaÅŸayan insanların Orta Avrupa’ya göç ettiklerini ortaya koydu.
AraÅŸtırmanın yazarlarından Leo Speidel, “Twigstats, daha önce göremediklerimizi görmemizi saÄŸlıyor. Bu durumda Demir Çağı’nda Avrupa’nın kuzeyinden baÅŸlayıp Viking Çağı’ndan önce İskandinavya’ya kadar tüm Avrupa’ya yayılan göçleri görebiliyoruz.” ifadelerini kullandı.
Bu yöntemin dünyadaki diğer nüfus gruplarına da uygulanabileceğine dikkati çeken Speidel, bu metot sayesinde geçmiş topluluklara dair daha önce ulaşılamamış bilgilere erişmeyi umduklarını vurguladı.
AraÅŸtırma, “Nature” dergisinde yayımlandı.










