Araştırmalar, küresel sıcaklık artışıyla yaşlıların maruz kaldığı telafi edilemeyen ısı stresinin görüldüğü alan ve sürenin hızla genişlediğini, yaşlanan nüfusla artan sıcaklıkların örtüşmesinin iklim riskini büyüttüğünü ortaya koydu.
Tıp dergisi The Lancet’te “Isınan ve yaÅŸlanan dünyada insan ısı toleransının aşılması: Küresel bir projeksiyon modelleme çalışması” baÅŸlıklı araÅŸtırma yayımlandı. AraÅŸtırmada, 18-39, 40-59 ve 60 yaÅŸ ve üzeri grupların ısı toleransı sınırlarının, küresel sıcaklıkların sanayi öncesi döneme göre 1 ila 4 derece artması durumunda hangi yaÅŸ gruplarında ve ne ölçüde aşılabileceÄŸi ele alındı.
Araştırmaya göre, yaşlıların, küresel ısınmanın sanayi öncesi döneme göre 1,5 derece arttığı senaryoda karşılaşacağı sınır aşımının, gençlerin 4 derecelik ısınma senaryosunda karşılaşacağı aşımından daha sık ve mekansal olarak daha geniş olacağı tahmin ediliyor.
Özellikle Güney Asya ve Basra Körfezi bölgesindeki yaşlıların, küresel sıcaklıkların sanayi öncesi döneme göre 3 derece veya daha fazla artması halinde, yaklaşık 3 ay boyunca gece ve gündüz süren ısı maruziyetiyle karşı karşıya kalabileceği öngörülüyor.
Öte yandan, 1,5 derecelik küresel ısınma senaryosunda, dünya genelindeki 1,33 milyar yaşlının 290 milyonu, yılda en az 180 saat telafi edilemeyen ısı stresine maruz kaldı. Buna karşılık, 4 derecelik ısınma senaryosunda dünya genelindeki 2,8 milyar gencin 490 milyonu yılda en az 180 saat telafi edilemeyen ısı stresi yaşadı.
Küresel sıcaklıkların daha da artmasıyla yaşlıların maruz kaldığı telafi edilemeyen ısı stresinin etkilediği alan ve süresi hızla genişledi, 2 ve 3 derecelik ısınma senaryolarında tropikal ve subtropikal bölgelerin büyük bölümünü kapsadı. Ayrıca 4 derecelik ısınma senaryosunda bu bölgelerin geniş kesimlerinde yıllık birikimli telafi edilemeyen ısı stresi 1620 saati aştı. Bu alanlar arasında Hindistan-Ganj Ovası, Doğu Çin, Batı Afrika ve Güneydoğu Asya gibi nüfusun yoğun olduğu bölgeler de yer aldı.
Küresel sıcaklıkların sanayi öncesi döneme göre 1 derece arttığı senaryoda, yaklaşık 110 milyon kişinin yılda 180 saatten fazla telafi edilemeyen ısı stresine maruz kaldığı hesaplandı. Bu tahmin, küresel sıcaklıktaki her 1 derecelik artışta yaklaşık 1 milyar kişilik artışla yükselerek, 3 derecelik ısınmada 2 milyara, 4 derecelik ısınmada ise 3 milyara ulaştı.
Maruz kalanlar arasında yaÅŸlılar tüm senaryolarda en büyük payı oluÅŸturdu. 1,5 derecelik ısınma senaryosunda, telafi edilemeyen ısı stresine maruz kalan toplam 370 milyon kiÅŸinin 290 milyonu 60 yaÅŸ ve üzerindeki kiÅŸilerden oluÅŸtu. Ayrıca 3 derecelik ısınma senaryosunda, dünya genelindeki 2,9 milyar yaÅŸlının 1,3 milyarı, yılda 180 saatten fazla telafi edilemeyen ısı stresine maruz kaldı. Bu sayı, 4 derecelik ısınmada 1,85 milyara yükselirken, yaÅŸlı nüfusun maruz kalan kısmı yüzde 56,6’ya ulaÅŸtı.
Yaşlılar üzerindeki sıcaklık baskısı
CoÄŸrafi Bilgi Sistemleri Analisti Gernot Nikolaus tarafından yapılan “Gelecek iklim senaryoları altında Güneybatı Avrupa’daki yaÅŸlı nüfusun maruz kalacağı öngörülen ısı miktarı” baÅŸlıklı farklı bir çalışmada ise gelecek projeksiyonlarında Portekiz, İspanya ve Fransa’daki yaÅŸlı nüfusun farklı iklim senaryolarındaki yaz sıcağına maruz kalma olasılıkları analiz edildi.
Çalışmada, 1995-2014 temel dönem, 2041-2060 yüzyıl ortası dönem olarak ele alındı.
Küresel sera gazı emisyonlarının kontrol altına alınmaması durumunda atmosferik sıcaklıklarda yaÅŸanacak artışların öngörüldüğü çalışmada, Güneybatı Avrupa’da, özellikle de Portekiz ve İspanya’da halihazırda yüksek seyreden sıcaklıkların daha da artacağı tahmin ediliyor.
Çalışmada, İspanya’nın Cordoba, Sevilla, Ciudad Real ve Badajoz kentlerinde ortalama yaz sıcaklıklarının 36-37 dereceye ulaÅŸması ve en kötü senaryoda sıcaklık artışlarının 5 dereceye çıkması bekleniyor. Portekiz’in Alentejo bölgesinde sıcaklıkların ortalama 33-34 derece, Fransa’da ise mutlak sıcaklıkların daha düşük olsa da ortalama 28-31 derece seviyesinde olması öngörülüyor.
YaÅŸlı nüfusta 2025 ve 2050 yıllarında yaÅŸanabilecek artış göz önüne alınarak sıcaklık maruziyetlerinin hesaplandığı çalışmada, 2050’ye kadar yaÅŸlı bireylerin toplam nüfusun büyük bölümünü oluÅŸturacağı üzerinde duruluyor.
Sıcaklık artışı ve 2050’de öngörülen yaÅŸlı nüfus oranı en kötü senaryoda ele alındığında, İspanya’da Zamora, Caceres ve Ciudad Real gibi iç bölgeler hem yüksek sıcaklık hem de yüksek yaÅŸlı nüfus nedeniyle en yüksek birleÅŸik maruz kalma oranıyla öne çıkıyor.
Sıcak hava dalgalarının sıklığı ve şiddeti artabilir
Nikolaus, AA muhabirine, özellikle en kötü senaryoda, İspanya ve Portekiz’in birçok iç bölgesinin 2050’ye kadar ortalama yaz sıcaklığında önemli artışlar yaÅŸayabileceÄŸini söyledi.
Çalışmadaki en dikkati çeken bulgunun yükselen sıcaklıklar ile yaÅŸlanan nüfus arasındaki mekansal örtüşme olduÄŸunu vurgulayan Nikolaus, “İspanya’nın iç kesimleri, güçlü ısınmanın yaÅŸlı nüfusun artışıyla aynı zamana denk gelmesi nedeniyle en yüksek birleÅŸik maruziyeti göstermektedir. Bu, iklim riskinin sadece sıcaklık artışıyla ilgili olmadığı, aynı zamanda buna kimin maruz kaldığıyla da ilgili olduÄŸu anlamına gelir.” dedi.
Nikolaus, artan ısı maruziyeti ve nüfusun yaşlanmasıyla özellikle aşırı sıcak hava dalgaları sırasında sağlık hizmetlerine olan talebin artabileceğine işaret ederek, şunları kaydetti:
“Bence en acil adım, sıcağı sadece bir hava olayı olarak deÄŸil, büyük bir halk saÄŸlığı sorunu olarak ele almaktır. Hükümetler, sıcaklıkla mücadele planlarını güçlendirmeli, erken uyarı sistemlerini iyileÅŸtirmeli, kentsel yeÅŸil altyapıyı geniÅŸletmeli, hedefli sosyal hizmetler aracılığıyla savunmasız grupları korumalı ve pasif soÄŸutma için bina tasarımını geliÅŸtirmelidir. Çalışmam, uyum politikalarının mekansal olarak hedeflenmesi gerektiÄŸini vurgulamaktadır dolayısıyla iklim deÄŸiÅŸikliÄŸini yalnızca ulusal düzeyde tartışmak yeterli deÄŸildir.”










